Ağrı Şikayetleri

Ağrı Şikayetleri

Ağrı nedir?

Ağrı genellikle yoğun veya zarar verici uyaranların neden olduğu üzücü bir duygudur ve tıbbi tanıda ağrı altta yatan bir nedenin semptomu olarak kabul edilir. Bu nedenler travma, romatizma, migren, vb. olabildiği gibi stres kaynaklı ağrılar da olabilmektedir. Ağrı tedavisinde öncelikli olarak ağrıya sebep olan esas nedenin ortaya konulması ve tedavilerin ona göre planlanması gerekir. Özellikle kronikleşmiş ağrılarda sadece ağrı kesiciler kullanılması ağrıyı azaltabilirken, ağrıya sebep olan ve altta yatan esas nedenler ortadan kaldırılmazsa zamanla ağrı kesiciler bile etkisini kaybedebilmektedir.

Günümüzde kronik ağrılarda en sık karşımıza çıkan nedenler romatalojik hastalıklar, baş ağrıları ve fibromiyalji rahatsızlıklarıdır. Kısaca bunlardan bahsedecek olursak:

  • Eklem ve omurga romatizması yaşayan kişilerde bağışıklık sisteminin vücuda farklı tepkiler vermesi söz konusudur. Bu tepkiler neticesinde eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, sertlik, güçsüzlük, merdiven inip çıkamama, oturup kalkamama, özellikle sabahları daha belirgin bel ağrısı ve tutukluk hali, kas ağrıları, gözlerde iltihaplanma gibi şikayetler oluşabilmektedir. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi romatolojik hastalıklarda önemli yer tutmaktadır.
  • Baş ağrılarının birçok alt tipleri (Migren, küme tipi baş ağrısı, tansiyon kaynaklı baş ağrısı vb.) mevcuttur. Altta yatan ve tetikleyici faktörlere göre tedavi düzenlemeleri yapılması gerekir. Örneğin migren kaynaklı baş ağrılarında stres önemli bir etken iken beraberinde migreni tetikleyici gıda intoleransları olabilmektedir.
  • Fibromiyalji; vücudun belli bölgelerindeki hassas noktalar ve vücutta yaygın ağrılar ile karakterize kronik bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Eklemlerde hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğuna yol açmasa da, kişinin yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır. Altta yatan nedenler arasında stres, kaygı, depresyon, nörohormonal bozukluklar, bağışıklık sistemi bozuklukları, kas problemleri, grip benzeri viral enfeksiyonlar, gürültü, fiziksel yaralanmalar, fiziksel ve psikolojik travma, ağır çalışma temposu, nem, uyku bozuklukları, en sık karşılaşılanlardır. Tanısı genellikle zor konulduğu gibi, altta yatan nedenlere yönelik tedavi uygulanmazsa genellikle hastada kalıcı düzelmeler olmamaktadır.

Ağrı tedavisinde Biyorezonas Terapisi

Ağrıya sebep olan hastalıklarda tedavi yaklaşımları ilaç tedavisi, fizik tedavi, psikososyal yaklaşım ve tamamlayıcı tedavilerdir. Özellikle tamamlayıcı tedaviler arasında gösterilen akupunktur bu konuda çok başarılıdır. Biyofrekans terapileri kronik ağrılı hastalıkların tedavisinde hastayı rahatlatmak, yaşam konforunu artırmak ve iyileşmeyi hızlandırmak anlamında büyük yararları vardır. Biofrekans’ın bu tarz hastalıklarda tamamlayıcı, destekleyici olarak kullanılması ile sorunun ilerlemesinin önüne geçilebilmektedir. Ayrıca elektroakupunktur özelliği ile iğnesiz akupunktur işlevi görmektedir. Özellikle altta yatan nedenlere yönelik bağışıklık sistemi düzenlenmesi, stres kaynaklı nedenler ve gıda intoleransı kaynaklı migren durumlarında başarıyla uygulanmaktadır. Biyofrekans terapileri ile hastanın ağrıları minimum seviyeye indirilerek yaşam kalitesi arttırılabilir. Altta yatan nedenlere göre terapi sıklığı ve süresi belirlenmektedir.

Terapi nasıl yapılır? Sıklığı ve süresi nedir?

Seanslar boyunca oldukça rahat bir koltukta oturuyor olacaksınız. Vücudunuzun çeşitli yerlerinde biorezonans cihazının elektrotları olacak. Seans süresi, 45-60 dakika arasıdır. Seans esnasında herhangi bir ağrı veya rahatsızlık duymanız söz konusu değildir. Yine işlem sırasında sizden tükürük, idrar, gayta veya parmağınızdan küçük bir kan numunesi almamız gerekebilmektedir. Seans sonrası günlük yaşantınıza dönebilirsiniz ancak biraz yorgunluk hissedebileceği için erken yatmanızı öneriyoruz. Biyorezonans terapileri boyunca günlük bol su tüketimi(2-3lt) yapılması önemlidir. Biyofrekans tedavisi haftada 1 kez, yaklaşık 1 saat süren seanslar ile gerçekleştirilir. Tedavinin süresi tespit edilen uyumsuz frekans sayısına ve ek şikayetlerin varlığına göre değişir. Ortalama 5-10 seans arası başlangıç terapileri sonrası belirli aralıklarla destek terapileri önerilir.