TR ENG
Danışma Hattı:
ANKARA : 0 312 460 00 10
İSTANBUL: 0 216 335 90 90
335 90 46 / 47

hakkimizda


20. Yüzyılda gelişen teknoloji ile birlikte, tıbbın insana bir makine gibi yaklaştığı ve neresi ağrıyorsa orasının tedavi edilmesi gerektiğini savunan bir dönem olmuştur. 1900′lü yılların başında insan sağlığı için kullanılmaya başlanan ilaçlar, hastalıkların sebebi ve kökeninden uzaklaşarak tamamen sonuca yönelik oluşan şikâyetlerin bastırılması neticesinde, ne yazık ki kronik hastalıklarda sadece söz konusu şikâyetler geriletilebilmiş ancak şifa sağlanamaz hale gelinmiştir. Akut hastalıklarda modern tıbbın başarısı tabi ki tartışılamaz ancak kronik hastalıklarda maalesef insanların bir ömür boyu avuç dolusu ilaç içirilmeye mahkûm edilmesi tedavi değil ancak madde bağımlılığıdır.

 

Günümüzde, özellikle şeker, depresyon, romatizmal problemler, astım, hipertansiyon, kalp-damar sistemi hastalıkları, migren gibi birçok kronik hastalığın inanılmaz şekilde artışı da bunun kanıtıdır. Doktor ve hastanelerin her geçen gün sayıları artmakta iken, hasta sayısının azalacağı yerde kat be kat artıyor olması gerçekten düşündürücü değil midir?

Bu sebeplerle, başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada insanlığın kadim tedavi metotları olan doğal tedaviler, modern yöntemlerle harmanlanarak tekrar hastalıkların tedavisinde kullanılır hale gelmiştir.

Aslında dünyaya doğal tedavileri öğreten bizim medeniyetimizdir. Anadolu coğrafyası antik kültürden itibaren dünyada doğal tedavilerin hekim eliyle en yaygın uygulandığı bölgedir. Dünyanın en iyi hekimleri bu coğrafyada yetişmişlerdir. Biz, içinde Lokman isminde sure bulunan bir kitaba sahibiz. Hiçbir medeniyetin İbn-i Sina’sı, Merkez Efendi’si, Akşemseddin’i yoktur. Biz maalesef öğretir halden öğrenir hale geldik.

Ülkemizde, tıp fakültelerinde halen bu yöntemlerin öğretilmiyor olması nedeniyle mevcut boşluğun tıp nosyonuna sahip olmayan aktarlar ve şifacılar eliyle doldurulmakta olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu sakıncalı durumun doğurduğu değişik problemleri hepimiz bilmekteyiz.

İşte bizler; tıp fakültesi mezunu birer hekim olarak, varis, migren, multipl skleroz, otoimmun hastalıklar, karaciğer hastalıkları, romatizmal sorunlar, göz hastalıkları, işitme sorunları, bel-boyun fıtıkları, kas hastalıkları, sinir sistemi ve bağışıklık sistemine bağlı tüm kronik hastalıkların tedavisinde, tıbbi sülük tedavisi, ozon tedavisi, bitkisel tedavi, akupunktur, manuel terapi, hacamat, nöral terapi ve detoks tedavileri başta olmak üzere sadece doğal tedavi yöntemleriyle hasta tedavi eden bir ekibiz. Bu nedenle Türkiye’de bir misyonun ilk temsilcileri olduğumuza inanıyoruz.

Dileğimiz tarihte doğal tıp alanında önemli bir yeri olan medeniyetimizin vârisleri olarak, doğal tedaviler uygulayan hekim sayısının hızla artması, çağdaş ülkeler seviyesini yakalaması ve hatta araştırma-geliştirme çalışmalarıyla onlara örnek teşkil etmesidir.

Back to Top