Bitkisel Tedavi

BİTKİSEL TEDAVİ

bitkiseltedaviBilindiği gibi ilk kimyasal ilaçlar 1900′lü yılların başında insan sağlığı için kullanılmaya başlandı. Geçirilen bir yüzyıldan sonra özellikle şeker, depresyon, romatizmal problemler, astım, hipertansiyon, kalp-damar sistemi, migren sorunları gibi birçok kronik hastalığın inanılmaz şekilde artışı, bütün sağlık profesyonellerini yeni arayışlara itmiştir. Bu bağlamda, doğanın iyileştirici gücü gerek bitkilerle ve gerekse de bütün doğal tedavi yöntemleriyle tekrar gündeme gelerek , insanlığın bu kadim tedavi metotları , tekrar hastalıkların tedavisinde kullanılır bir hale gelmiştir.Sadece Almanya’da 10 hastanın 7′sinin tedavide bitkileri ve doğal yöntemleri tercih etmesi bütün dünyadaki ivmenin derecesini yeteri kadar göstermektedir.

Bugün tüm dünyada hekimler tarafından hastalara bitkisel ürünler reçete edilmekte ve sentetik ilaç kullanımı özellikle belli hastalıklarda tercih edilmemektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında, istisnalar dışında kesinlikle antibiyotik başlanmamakta , bunun yerine bağışıklık sistemini güçlendiren bitkiler reçete edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tüm ülkelere genelde doğal tıp özelde fitoterapi konusuna daha fazla eğilmeleri çağrısında bulunmuştur. Özellikle Avrupa ve Amerika’da bulunan üniversiteler ve enstitülerde yüzlerce tıbbi bitki konusunda araştırmalar ve klinik çalışmalar yapılmış ve yapılmakta olup ulaşılan sonuçlar tüm dünyayla paylaşılmaktadır.

Aslında, tarihte tüm dünyaya doğal tedavileri öğreten bizim medeniyetimiz olmasına rağmen , ülkemizde tıp fakültelerinde halen bu yöntemlerin öğretilmiyor olması bizim ayıbımız ve utancımızdır. Dolayısıyla mevcut boşluğun tıp misyonuna sahip olmayan aktarlar ve şifacılar eliyle doldurulması da tabiki kaçınılmaz bir sonuçtur.

Hiçbir medeniyetin İbni Sina ‘ sı , Lokman Hekimi , Merkez Efendisi , Akşemsettin’ i yoktur , Akşemsettin sadece din adamı değil aynı zamanda ikinci İbni Sina denilen bir hekimdir. Batılıların ‘ Avicenna ‘ ismiyle andıkları ünlü Türk bilginimiz İbni Sina ‘ nın eseri ‘ Tıp Kanunu ‘ yakın tarihimize kadar batıdaki birçok tıp fakültesinde ders kitabı olarak okutulmaktaydı ! Tarihimizin bu önemli şahsiyetlerini tüm dünya örnek alarak hayli yol almışken ülkemizin durumu ortadadır . Öğretir halden öğrenir hale geldik , başka söze ne hacet…

Sentetik ilaçlara benzer şekilde, biyoaktif etken maddeler içeren bitkilerin ya da bu bitki özlerinin kullanılması esasına dayanan fitoterapinin, bitkilerden elde edilen ilaçlarla yapılan tedaviden farkı; bitkinin içerdiği tek bir etken maddenin değil, bitki özündeki tüm biyokimyasal içeriğin kullanılmasıdır. Bu fark, bitkisel tedavilerin kimyasal ilaçlara göre çok daha az yan etkiye sahip olmasının da temel nedenidir. Buna rağmen bitkisel tedaviler, hiç yan etkisi olmayan yöntemler değildir. Zehirli bitkilerin kullanımı, yanlış doz ya da birlikte alınmaması gereken ilaçlarla beraber kullanılması sonucunda istenmeyen ve tehlikeli olabilecek yan etkiler oluşabilir. Bu yüzden bitkisel tedavilere ciddiyetle bakılmalı ve amatör yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.

Fitoterapi , bağışıklık sistemine bağlı , özellikle kronik hastalıkların tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır.

Dr. Suat ARUSAN bitkisel destek ürünleri için tıklayınız

Toplu Resim