Özet

YÖNETİCİ ÖZETİ

            Civa ve sağlık etkileri, uzun yıllardır bilinen ve hakkında gerek insan ve çevre sağlığı, gerekse çalışan sağlığı açısından geçmişte birçok ülkenin önlem aldığı bir konudur. Yapılan bilimsel araştırmalarda; en başta diş hekimleri olmak üzere, birçok sanayi ve endüstri ile ilgili çalışma alanında civanın insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri ortaya konmuştur. Nörotoksik etkileri ve bazı ilişkilendirilmiş hastalıklar (otizm gibi) başta olacak şekilde, civaya ait diğer toksik etkiler (nefrotoksisite, hepatotoksisite, dermatotoksisite gibi) neticesinde dünyada pek çok ülke bu metalin kullanımını yasaklamış ya da çok katı kurallarla kısıtlamıştır. Hassas popülasyon olan çocuklardaki yaptırımlar ise çok dikkatle sürdürülmektedir.

Ülkemizde böyle bir kısıtlama ya da yasaklama olmadığı ve çalışan sağlığı açısından herhangi bir tıbbi izlem olmadığı için maruziyetin düzeyi ve etki-sonuç-hastalık ilişkisinin ayrıntıları bilinmemektedir. Ülkemizin de ivedilikle bu tehlikeli maddeyle maruziyet açısından gerekli önlemleri almaya başlaması hayatidir.

Bunun kademeli olarak gerçekleştirilmesi ve mevcut durumun ortaya konması ilk basamak olmalıdır. Bu noktada Bakanlığımıza bağlı kuruluşlar başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan diş sağlığı personelinin civa düzeylerinin belirlenmesi başarılı bir biyolojik izlem sağlayacaktır. Mevcut durumun bu şekilde belirlenmesinin akabinde ya doğrudan tüm yaş gruplarında, ya da en azından adölesan evreye kadar olan çocuklarda amalgam dolgunun yasaklanması şarttır. Bunun akabinde hem sahanın desteğiyle, hem de gerekirse mevzuat düzenlemesi ile amalgam dolgu kullanımı terk edilmelidir.

Gelinen bu noktada tüm sağlık çalışanlarının, çalıştıkları alanların riskleri dikkate alınarak (örneğin patoloji, anatomi ve histoloji laboratuarlarında IARC tarafından grup 1 karsinojen kabul edilen formaldehid) toksikolojik takiplerinin yapılması, iş sağlığı ve güvenliği alanında “Laboratuar Güvenliği” kavramının da güç kazanmasına neden olacaktır.