Amalgamdaki Civa Zararlı mıdır ?

 Amalgamdaki civa zararlı mıdır?

Amalgam dolgular ağır metal (civa) içerirler. Her bir amalgam dolgu yaklaşık olarak bir termometredeki kadar civa içerir. Ağız içinde bu amalgamlar korozyona uğrarlar. Fakat bu korozyon amalgamın çiğneme sırasında mikro travmalara uğrayarak civa açığa çıkarmasına engel olmaz. Uzun yıllar ağızdan amalgam dolgularla yaşamış olan kişilerin kan tahlillerinde ağır metal bakıldığında mercury yani civa bulunur.

Amalgam dolgularla uzun yıllar yaşamak vücutta ağır metal birikimine neden olacağı için pek çok hastalık oluşabilir. MS, Migren, Cinsel Fonksiyon Bozukluğu, Göz, Böbrek, Kardiyovasküler, Bağışıklık Sistemine bağlı hastalıklar, Cilt rahatsızlıkları gibi pek çok hastalıkla araştırmalar sonuncunda vücutta mercury(amalgam) birikimi olduğu tespit edilmiştir.

Civa Ağız yoluyla (yemekler ve sıcak içeceklerle) alındığında vücuttan 15 günde atıldığı halde, solunum yoluyla alındığında 18 yılda ancak yarılanır.

Amalgam Dolgular çıkarılırken civa açığa çıktığı  için dolguların çıkartılması özel şartlarda ve bilinçli bir şekilde konunun hassasiyetine dikkat edilmelidir. Amalgamın Vücuttan atılması için gerekli vitamin destekleri verilmeli (şelasyon yapılmalı). Nöralterapi ile destek verilmelidir. Çok kısa bir süre içinde 8-10 amalgamı değiştirmek hastanın daha önce olmayan şikayetlerinin olmasına sebep olabilir. (Amalgam dolgu; MS, depresyon, yüksek tansiyon, cinsel işlev bozuklukları, kadınlarda gebe olamama, ağız kokusu, baş ağrıları, hafıza kaybı gibi ciddi hastalıklara yol açabilir.)

Amalgam dolgu yapılmamalı çıkartıldıktan sonra da kompozit yada porselen dolgulardan biri seçilmelidir.

Amalgam dolgu, çok dayanıklı ve ekonomik bir dolgu maddesidir;fakat görünümü estetik değildir. Amalgam dolgu, yüzde 70 gümüş, yüzde 23 kalay az miktarda bakır ve çinkodan oluşan tozun civa ile karıştırılmasıyla hazırlanır. Karışım, diş hekimi tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. Özellikle azı dişleri için günümüzde kullanılan en iyi dolgu maddesidir. Amalgam dolgular, gümüş dolgular olarak da tanımlanır. Karışımın yüzde 45-50’sini oluşturan civa metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi oluşturur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir. Yılda, bir milyardan fazla amalgam dolgu yapıldığı tahmin edilmektedir.  Amalgam dolgunun insan sağlığına etkisi olmadığı yönünde görüşlerde olmakla birlikte, bu dolguların çok ciddi civa zehirlenmelerine yol açtığını gösteren bulgular da vardır.  Civa ihtiva eden amalgam, dişin çürük olan kavitesinde dolgu malzemesi olarak kalmayıp vücuda yavaş ayavaş yayılarak kronik civa zehirlenmelerine de neden olabilmektedir. Amalgam dolgulardan açığa çıkan  civa elementel civa buharıdır ve solunduğunda yüzde 801 absorbe olur. Çiğnendiği taktirde gastrointes-tinal sistemden de kolayca absorbe olur. Diğer olası absorbsiyon yolları ise mukoza ve pulpal dokudur. Amalgam dolgu yaptıran bazı kişilerde saç dökülmesi, baş ağrıları, romatizma ve eklem iltihabı, iştahsızlık, sık gribal enfeksiyon, bayılma ağrı depresyon ve psikolojik problemler saptanmıştır. Amalgam dolgu yaptıran ve bu şikayetlerle gelen ve tedaviye cevap vermeyen 160 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, dolgular çıkartılmış ve hastaların şikayetlerinde bir düzenleme olup olmadığını takip edilmiştir. Alınan sonuç çarpıcıdır; amalgam dolguların çıkartılmasından sonraki ilk bir yıl içerisinde hastaların büyük çoğunluğu  (yüzde 83) durumlarının ‘’çok iyi’’ ya da iyi olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuç göstermektedir ki;amalgam dolgunun çıkartılması, şikayetlerin düzelmesini ve devamlı bir iyileşmeyi sağlamıştır. Diğer çarpıcı bir örnek; Türkiye’de bir bilim insanının çalışmaları sırasında ortaya çıktı. Doç. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, Suudi Arabistanlı bir işadamının 4,5 yaşındaki otistik çocuğun tedavisinde, çocuğun annesinin diş hekimi olmasından dolayı civa zehirlenmesinden şüphelenerek, çocuğun vücudunda ağır metal aramış ve çok yüksek oranda civaya rastlamıştır. Keskin, bunun üzerine psikiyatrik tedavinin yanı sıra metal detoksifikasyonu olarak bilinen vücuttan ağır metalle, atılmasını sağlayacak metabolik tedavi uygulandığını dile getirerek, daha önce hiç konuşamayan çocuğun kısa sürede su isteyebildiğini ve acıktığını söyleyebildiğini kaydetmiştir. Bu konuda hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan diğer çalışmalarda aşağıdaki sonuçlar bulunmuştur;

  • Hayvan deneyleri göstermiştir ki, civa çok hızlı bir şekilde vücuda yayılarak hassas organları etkileyebilmektedir. Kanadalı bili sanlarının koyunlar ve maymunlar yapmış oldukları amalgam dolgu dan yaklaşık 1 ay sonra mide, bağ saklar, böbrekler ve diş etlerinde civa birikimlerine rastlanmış ve koyunlarda böbrek fonksiyonları yüzde 50 oranında yavaşlamıştır.
  • İnsanlar üzerinde yapılan otopsi çalışmalarından sonra beyin ve böbreklerde civa birikimleri tespit edilir ve kişinin ağzında ne kadar fazla miktarda amalgam dolgu varsa o oram da beyin ve böbreklerde fazla civa bulunmuştur.
  • Hannes Stahelin ve Gianfranco Olivieri isimli araştırmacılar daha önce amalgam kullanılarak dolgu yaptırmış olan ölmüş Alzheimer hastalarının normal insanlarla kıyaslanmasında laboratuvar çalışmaları ile göstermişlerdir ki, civa Alzheimer hastalığı oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Parkinson ve MS konusunda da araştırmalar devam etmektedir.
  • Ayrıca civa, anne karnında iken bebeği de olumsuz etkilemektedir ve anne ne kadar çok miktarda amalgamtaşıyorsa plasenta ve anne sütü de o kadar fazla etkilenmektedir.