Proloterapi

PROLOTERAPİ TEDAVİSİ

                                                                         

                                                                           Proloterapi nedir?

prolotherapyProloterapi zayıflamış, aşınmış, yıpranmış, hasarlanmış, gevşemiş ve gücünü kaybetmiş tendon, ligament ve eklemlere hücre ve doku yenilenmesine destek olan çeşitli solüsyonların enjeksiyonu ile bu dokularda proliferasyon (yenilenme, çoğalma) oluşturarak bu dokuların yenilenmesini ve eski gücüne kavuşmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Bu uygulamada kullanılan solüsyonlar, doğal şekerden elde edilen dekstroz ve bir lokal anestetik olan lidokain gibi solüsyonlardır. Enjekte edilen proliferatif solüsyonlar eklemde, tendonların kaslarla birleşme yerlerinde, tendonların ve ligamentlerin kemiklere yapışma yerlerinde enflamasyon oluşturarak bu dokuların yenilenmesini ve güçlenmesini sağlar. Bu enflamatuar süreç vücudun iyileştirici mekanizmalarını harekete geçirir. Tendon, ligament ve kıkırdaklarda yenilenme meydana gelir. Bunu takiben eklem, tendon, ligament ve kas ağrıları tedavi edilir.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği (GETAT) 27 Ekim 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak Sağlık Bakanlığı tarafından kabul gören 15 çeşit tedavi yöntemi içinde Proloterapi tedavisi de bulunmaktadır.

Proloterapinin tarihi ; hangi ülkelerde uygulanmaktadır?

Proloterapinin kökeni 2000 yıl öncesi, Hipokrat dönemine dayanır. Hipokrat yaralı bir askeri tedavi etmek için omzuna enjeksiyon yerine, kızgın demir batırma yöntemini kullanmıştır. Yakın çağda 2.Dünya Savaşı’ndan önce Amerika’da Earl Gedney’in yeni ligament doku gelişimini uyaran bir teknik bulmasıyla ortaya çıkmıştır. Amerikalı doktor George Hackett, Dr. Gedney’in metodlarının üzerine koyarak tekniği proloterapi ismiyle türetmiştir. 1930’lu yıllarda ABD’de uygulanmaya başlansa da Prolotherapy kelimesi ilk olarak proloterapinin babası olarak bilinen Dr. George Hackett  tarafından 1950’li yıllarda kullanılmıştır. Yaklaşık 60-70 yıldır başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde başarıyla uygulanan ve yaygın olarak kullanılan bir tedavi yöntemi olan proloterapi ülkemizde de 10 yılı aşkın süredir uygulanmaktadır.

Proloterapi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

  • Topuk dikeni ve plantar fasiit
  • Boyun, Sırt ve Bel ağrıları( fıtık, kireçlenme, operasyon sonrası)
  • Diz ağrıları (kondromalazi, kireçlenme, menisküs, ligament hasarı)
  • Tenisçi ve golfçü dirseği (epikondilit)
  • Artroz (eklem kireçlenmeleri, aşınma ve eskimeler)
  • Donuk omuz
  • İmpingement sendromu
  • Eklem gevşeklikleri ve güç kaybı (laksite)
  • Tendinit ve ligamentit (Tendon ve ligamentlerde iyileşmeyen kronik ağrılar)
  • Bursit (eklem ve tendonların kayganlığını sağlayan sıvı üreten organlarda inflamasyon)
  • Kas ve tendonların tekrarlayan şişmeler ve ağrılar sonucu işlev yapamadıkları rahatsızlıklar
  • Migren, Baş ağrıları
  • Omurgada, göğüs kafesinde ve kaburgalarda geçmeyen kas ve ligament ağrıları
  • Ayak bileği, el bileği burkulmaları sonrası geçmeyen ağrılar
  • Koksigodinia (Kuyruk sokumu ağrısı)
  • Osteitis pubis
  • Spondilolistezis (bel kayması)

Proloterapi kaç seans uygulanır ? seans aralığı ve süresi nedir ?

1 Ekran Alıntısıseans sayısı birçok faktöre bağlıdır. Özellikle hastanın ve hastalığının durumuna göre kaç seans yapılacağı belirlenir. Hastanın yaşı, kilosu ve hastalığın süresi, hasarın büyüklüğü ve derecesi, diyabet, hipotiroidi, metabolik sendrom, obezite, sigara ve alkol kullanımı gibi ilave problemlerin olması iyileşme süresini uzatır. Çoğu hastada ortalama 4-6 seans yeterlidir. Bazı hastalar 1-2 seansta anlamlı düzelmeler gösterirken bazı hastalarda sonuç almak için 8-10 seanslık uygulamalar da gerekebilir.

Enjeksiyonlar genelde 3-4 haftada bir yapılmaktadır. Bu süre tedavinin seyrine göre 2 haftaya kadar kısaltabilir ya da 6-8 haftaya kadar uzatabilir. Seans süresi enjeksiyon yapılacak alanın büyüklüğüyle doğru orantılı olarak artar. Örneğin bel proloterapisi ile dirsek proloterapisi  süreleri aynı değildir. Her bir seanslık uygulama süresi ortalama 30-40 dk sürebilir. Bu sürenin sadece küçük bir kısmında enjeksiyonlar yapılırken, geri kalan süre enjeksiyon yapılacak yerlerin cerrahi kalemle işaretlenmesi ve enjeksiyondan sonra proloterapinin etkinliğini artırmak için sıcak uygulama işlemi için kullanılır.

Proloterapi ağrılı mıdır, istirahat gerekir mi ? Uygulama sonrası nelere dikkat edilir ?

Enjeksiyonlar  sırasında  hissedilen ağrı,  hastanın  tamamen  ağrı  eşiğiyle  alakalıdır. Hastalarımızın  hemen  hemen  tamamı  tedaviyi  iyi  tolere  eder ve enjeksiyonlara bağlı ağrı nedeniyle tedaviyi  yarım  bırakan  hasta  çok  nadirdir.

Proloterapi den  sonra dinlenilmesi daha uygundur. Eğer imkanı  varsa  hastanın ilk  3 gün  dinlenmesi tavsiye edilir. Böyle bir imkan yoksa zorlamadan  günlük  işlere devam edilebilir. Enjeksiyonlardan  sonra  tedavi  yapılan  bölgeye  ilk  3  gün  3-4  saatte  bir  15-20  dakika  sıcak  su  torbalarıyla  sıcak  uygulama  yapılması  tedaviden  görülecek  faydayı  artıracaktır. Bu suyun sıcaklık  derecesi  yüksek  olmalıdır  fakat  cildi yakmamaya da  dikkat  edilmelidir. Sıcak su uygulaması için eczanelerden alınacak termofor bir havluya sarılarak kullanılabilir. Ayrıca tedavinin etkinliğini arttırmak için doktorumuz tarafından kişiye özel egzersizler ve gıda takviyesi de verilmektedir. Özellikle egzersizlerin düzenli yapılması da çok önemlidir. Kişinin şikayetine göre verilen egzersiz ve yasak olan hareketlere proloterapi tedavisi bitene kadar devam etmek gerekir.

Proloterapi enjeksiyonlarında kullanılan ilaç veya solüsyonlar nelerdir?

Proloterapide kesinlikle KORTİZON (STEROİD) kullanılmaz. Günümüzde HİPERTONİK DEKSTROZ ya da MANNİTOL solüsyonları (doğal şekerden elde edilen değişik yoğunluktaki sıvılar) kullanılmaktadır. Bu solüsyonlar kullanılırken hem ağrı şiddetini azaltmak hem de proliferatif etkinliği artırmak için lidokain gibi bir miktar lokal anestetik sıvı, bazı uygulamalarda hastanın ağrı durumuna göre  eklenebilmektedir. Ancak lidokain, hastanın durumuna göre ilk seansta eklenmesi gerekse de diğer seanslarda sadece dekstroz ile devam etmek gerekir. Dekstroz dozu ise her seans belli miktarda arttırılsa da, hastalığa ve kişiye göre değişiklik gösterebilir.

 

Proloterapi başarı oranı nedir? başka tedavilerle birlikte uygulanır mı ? yan etkisi var mı ?

Hasta sabırlı olup doktorunun da tavsiyelerine uyduğu takdirde başarı oranı %70-80 dir. Bu başarı oranı bel fıtığı, diz kireçlenmesi vs. gibi kronik, tedavisi zor ve ağır hastalıklar göz önüne alındığında oldukça iyi sayılır. İyileşmeyi etkileyen birçok faktör olduğu için hiçbir tedavide %100 bir garanti yoktur. Örneğin; kalça, diz protezi ya da bel fıtığı ameliyatından sonra bile %100 iyileşeceğiniz, ağrılarınızın tamamen geçeceği garantisi yoktur, hatta bu tip cerrahi müdahaleler hastanın durumunu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca ameliyattan sonra dahi ağrıları geçmeyen hatta artan hastalar vardır. Proloterapi direkt ağrıyı tedavi eden değil, ağrıya sebep olan problemi tedavi ederek ağrıların doğal, kalıcı ve etkili bir şekilde geçmesini ya da azalmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Proloterapi basit, doğal, zararsız ve etkili bir tedavi olduğu için ameliyat gibi ciddi ve travmatik bir tedaviden önce kesinlikle proloterapinin denenmesi gerekir.

Proloterapi  hacamat, sülük, ozon, PRP, osteopati gibi bazı  tedavi  yöntemleriyle  birlikte hastanın durumuna göre planlanabilir. Kan  dolaşımını  artıran  her  yöntem  proloterapinin  etkinliğini  artırır. Biz  kliniğimizde hastanın ilgili tetkiklerine ve şikayetlerine göre hacamat, sülük, ozon, PRP, osteopati gibi tedavilerden de yararlanmaktayız.

Proloterapide  sık  görülen  yan  etkiler  enjeksiyon  bölgesinde ağrının  artması (aslında beklediğimiz ve istediğimiz bir durumdur), morluk, şişlik, sertlik, grip  benzeri semptomlar olabilir. Bu  yan  etkilerin  hastaya  bir  zararı  yoktur  ve  zamanla kendiliğinden geçer.