TR ENG
Danışma Hattı:
ANKARA : 0 312 460 00 10
İSTANBUL: 0 216 335 90 90
335 90 46 / 47

TIBBI NEBEVİ

Tıbbı Nebevi Nedir?

Tıbbı Nebevi Arapça iki kelimeden meydana gelmiştir tıbb”iyileştirme, sağaltma,tedavi”(Tıbbı kelimesinin kökenlerinin tıp ilmi ile ünlü Mısır uygarlığına ait “Teb” Şehrinden kaynaklandığı’da ileri sürülmektedir) nebi ise”peygamber,elçi”anlamlarına gelmektedir “Tıbbı Nebevi”ise peygamberimizin bizzat kendisinin uyguladığı ve ümmetine tavsiye ettiği tıbbi uygulama ve tavsiyelerdir.Özellikle Hz. Muhammed’in (S.A.V)  rahatsızlanan insanlar için Allah’dan gelen ilhamla ve de toplumsal tecrübelere dayanarak yaptığı tedaviler tıbbı nebevi (peygamber tıbbı) olarak bilinir ve hadis kitaplarında önemli bir yer tutar.

Tıbbı Nebevi yasamın tüm safhalarını;sadece tek bir bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını değil,sosyal bir varlık olan insanın toplum içindeki davranışlarını,aile içindeki sorumluluklarını, kendine ve yakın akrabalarına karsı sorumluluklarını,yeyip içmesinden,uyuması ,düşünmesi,giyinmesi,evlenmesi, cinsel yasamı,is hayatı,hastalıkları ve bu hastalıklara tedavi yaklaşımlarına kadar hemen her şeyi ilgi ve etki alanı içine alır.

Peygamberimiz (s.a.v.) hem kendisi hastalandıkça hem de çevresindekilerin saglıkları bozulunca çesitli tedavi yolları ve ilaç olarak kullanılan nesnelerden bahsetmis, bunları tavsiye etmistir. Bazı arastırmacılar bunların tamamının veya çogunun vahiyle bildirildigini, isabetli oldugunu, yanlıs veya yetersiz olma ihtimalinin bulunmadıgını, bu mânada bir “Peygamber tıbbı: Tıbb-ı Nebevî”bulundugunu savunmuslardır. Tıbb-i Nebevi agırlıklı olarak koruyucu hekimlik tarzında yani hastalanmadan hastalıklardan korunma yöntemleri üzerine yogunlasmıs bulunmaktadır. Bu yöntemlerle çok kapsamlı degerlendirmelere sahiptir.Kapsamlı degerlendirmeler içinde Kuran’da geçen tıpla ilgili ayetleri,tıpla ilgili hadisleri,tümden bir yasam felsefesini içinde barındırmaya kadar hemen her seye kendine has yaklasımları ile çaglar ötesinden muhtesemligini günümüze tasıyabilmistir.

Tıbbı Nebevi yaşamın tüm safhalarına ; sadece insan yaşamının değil , sosyal bir varlık olan insan toplumu içindeki davranışlarına , aile içindeki sorumluluklarına, kendine ve yakın akrabalarına karşı sorumluluklarına yiyip içmesinden , uyuması ,düşünmesi , giyinmesi , evlenmesi cinsel yaşamı , iş hayatı , hastalıkları ve bu hastalıklara tedavi yaklaşımlarına kadar hemen her şeyi ilgi ve etki alanı içine koyar.

Tıbbı Nebevi beslenmeye çok büyük önem vermiştir. Sağlığın mükemmelleşmesinde ve bozulmasında zaten en önemli etkende beslenme alışkanlığımızdır. Sağlıklı beslenme ile ilgili her ne kadar çok söylenip yazılan belgeyi günümüzde bulmak çok kolay olsa da bunların hepsinden farklı yaklaşımı ve sıradışı olması Tıbbı Nebevinin önemini belirginleştirmektedir.

Rasulallah(SAV) buyurdu ki;

Sağlıklı mümin , hastalıklı müminden daha iyi , daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.’

Ey insanlar ! şüphesiz ki dünyada insanlara, iman ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir.’

Bir gün peygamberimizi ziyaret eden bir kişi kendisinden hangi duanın üstün olduğunu sormuştur. Bunun üzerine peygamberimiz ‘Rabbinden dünya ve ahirette bağışlanmanı ve sağlıklı olmanı iste ‘’ buyurmuşlardır.

BAZI BİTKİLER HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN TAVSİYELERİ

Resulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in imparator ve krallarla İslam’a davet mektupları gönderdiğini biliyoruz.  Bunlardan birini alan Mısır kralı Mukavkıs Peygamberimiz’e üç hediye göndermiştir.  Mari isimli bir cariye, onunla Efendimiz evlendi ve bu hanım Meryem Validemiz oldu,  bu hediyelerin ikincisi bir katırdı, onu da Efendimiz hayatı boyunca bindi. Üçüncüsü bir hekimdir.  Bu hekim Medine’de bir yıl bulunduktan sonra Peygamber Efendimiz’in yanına gelip:
-Ya Resulullah, ben bir yıldır buradayım. Ama hiçbir kimse, bu bir yıl boyunca “ben hastayım” diye bana müracaat etmedi. Ayrıca zaman zaman, Medine sokaklarında dolaşıp hasta aradım. Ama hiçbir hastaya rastlamadım.

Bakın o Yüce Resulün verdiği cevaba: ‘’Benim sahabem hasta olmaz. Çünkü acıkmadan yemeğe oturmazlar ve doymadan kalkarlar.’’

Bazı Bitki ve Besinler Hakkında Hadis-i Şerifler;

KINA :  ”Kınaya devam ediniz, şüphesiz ki saçınızı, başınızı parlatır, kuvvetleştirir.  İnsanın bedenine kuvvet verir, kabirde şahitlik yapar. ”

MERCİMEK :  ”Mercimek yemeye devam ediniz, mercimeği yetmiş Peygamber övmüştür.”

AYVA:  ”Ayva yiyiniz, yürek sıkıntınızı alır. Göğüsteki balgamı ve kiri temizler.  Kalbe de kuvvet ve şecaat verir. Hamile kadın yerse doğan çocuğu güzel olur.”

YUMURTA :   ”Peygamberlerden biri Allah (c.c.)’ a  zayıflıktan şikayette bulundu. Cenabı Hak o peygamberine  yumurta yemesini emir buyurdu. ”

İNCİR:    ”İncir yiyiniz.  Eğer iddia etsem ki cennetten bir meyve geldi oda incir desem,  sözümde hanis olmam, hulf etmem.  Basurdan kurtarır, siyatiğe iyi gelir.”

HARDAL – TERE TOHUMU :    ”Hardal ve tere tohumuna kıymet veriniz , Allah (c.c.) onları –her derde şifa kılmıştır.

SARIMSAK :   ”Çiğ sarımsak yiyiniz. Eğer Cebrail (A.S.) ile konuşmamış olsaydım ben de yerdim.”

TURUNÇ :    ”Turunç yemek kalbe kuvvet verir.”

KEKİK – MÜRSAFI – YAVŞAN OTU :   ”Evlerinizi kekik otu , mürsafı ve yavşan otu ile tütsüleyin.”

NAR :  ”Narı içindeki zarı ile yiyiniz,  muhakkak ki o, mideyi dibağat edip temizler.”

PİRİNÇ :   ”Yerden biten her bitkide şifa ve zehir vardır. Pirinç ise öyle değildir.  Onda yalnız şifa vardır.”

NERGİZ :  ”Nergis çiçeği koklamaya devam ediniz,  zira kalp de delilikten, barastan, cüzzamda bir habbe vardır. Onları nergisten başka bir şey gideremez.”

İNEK SÜTÜ :   ”İnek sütüne mülazamet ediniz, zira inek sütü her derde şifadır inek sütüne devam ediniz zira inek sütü şifa, yağı devadır.”

REYHAN :  ”Reyhan çiçeği kime verilirse alsın; kabul etsin reddetmesin, zira taşıması hafif, kokusu güzeldir. ”

HİNDİBA :  ” Hindibayı silkmeden yiyiniz, zira cennetten üzerine damla düşmediği bir gün yoktur.”

ET :  ”Et yemek insanın ahlak ve cemalini güzelleştirir. Dünya ve ahrette taamların efendisi et’tir.”

HURMA :  ”Kim sabahları Medine’ nin acve denilen hurmasından yerse o gün ona zehir ve sihir tesir etmez. Hurma yemek kulunçtan kurtarır.  Acve hurması cennet meyvelerindendir. Zehire karşı şifadır.”

MANTAR :    ”Üç, beş veya yedi mantar alıp onları sıktım. Suyunu bir şişeye koydum. Bu suyu ( göz ağrısından muzdarip olan)cariyemin gözüne sürme olarak çektim şifaya kavuştu.”

SÜRME :    ”Sizin en hayırlı sürmeniz (ismid)’dir. Gözün kuvvetini arttırır ve kirpikleri bitirir.”

ZEYTİNYAĞI :  ”Resulü Ekrem zatülcenp olanlara zeytinyağı ve veres denilen bitkiyi tavsiye ederlerdi.  Resulü Ekrem zatülcenp hastalığına karşı udihindi ve zeytinyağını tavsiye buyururlardı.” ”Zeytinyağını içiniz ve yağlanınız.  Zira o mübarek ağaçtandır.’

ÇÖREK OTU :  ”Çörek otuna kıymet veriniz muhakkak ki, o ölümden başka her derde şifadır.”

UDİHİNDİ : ”Bu udihindi ye kıymet veriniz, onda yedi hastalık için şifa olduğu muhakkaktır. Davut’ u Antaki diyor ki :”Bir mıskal (4-81 gr) udihindi içilirse mide hastalığını ve hararetini giderir. Tozu su ile içilirse karaciğer sancısını keser.”

KABAK:  Aişe validemiz anlatıyor : ” Resulüllah ile evleneceğimde annem beni şişmanlatmak için çeşitli ilaçlar yapmasına rağmen hiç birisi ile şişmanlamadım, ancak ( validemin) bana kabakla hurma yedirmesi ile en güzel şekilde şişmanladım .” Kabak yemek dimağı kuvvetlendirir, aklı ziyade eder.”

KÜL :  “Resulü Ekrem Efendimiz’ in (Uhud Şavaşında) mübarek başları yaralanıp, dişi kırıldığı vakit Hz. Ali (R.A.) bir kapla su taşıyor, Fatıma (R. Anha)’ da Resulü Erkemin mübarek kanını yıkıyordu. Fatma (R.A.) baktı ki kan durmuyor, bunun üzerine bir hasır parçası alarak yakıp külünü yara üzerine koydu ve kan da durdu.

TELBİNE ÇORBASI :  “ Telbine denilen çorba, hastanın midesini kuvvetlendirir. İnsandaki bazı sıkıntıları izale eder.”

ÇORBANIN YAPILIŞI:   Un yahut un kepeği konarak birazda bal ilave edilir ve çorba elde edilir. Çok kere un çorbasına süt ve bal ilave edilir demişlerdir.

BU ÇORBANIN MENFAATİ:  Bu çorba ise vücudun tabii hararetini takviye ederek mizacın soğukluğunu izale eder. Hadisi şerifte “fuadd” dan murad midenin ağzı manasındadır.  Peygamber Efendimiz zevce-i mutahharelerine ( telbine  çorbasının ) yapılması için emir buyururlardı.  Faydası vardır lakin içilmesi hoş bir şey değildir. Peygamber Efendimiz bunun yenilmesi her ne kadar hoş bir şey değilse de, hastanın bağırsakları yumuşaması için tavsiye ederlerdi. Severek içilmese bile faydası görülür.

KUR’AN ve BAL :    “İki şifa kaynağına devam ediniz. Onlar da Kur’an ve baldır.”
“Helalinden kazanılan para ile bal alınır , yağmur suyu ile içilirse ölümden başka her derde şifa verir.”

BAL ŞERBETİ :  Bir kimse Resulü Ekrem in huzuru şeriflerine geldi ve :

-Biraderim karnından şikayet ediyor ( karnı ağrıyor )dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz :

– Bal şerbeti içir dedi.

Peygamber Efendimiz’ in bal şerbeti içmeyi ihtar etmelerindeki muradı, mutlak amel yapıcı şeylerin kullanılmasının lüzumu tembihtir.  İşte bu hadisi şerif balın şifa olduğuna bilhassa karın hastalıklarına ilaç olduğuna delalet eder. Çünkü Cenabı Ecelli Ala balın şifasını Kur’ an-ı Kerim’ de beyan etmiş ve övmüştür.  Bal, yumuşaklık verir, musil olan devaların esasını teşkil eder.

SU İÇMEK : “Sizden birisi su içtiği vakit emer gibi içsin, soluk almadan içmesin. Zira suyu birden bire içmek karaciğer ağrısı yapar.”

MİSVAK :  “Dişleri misvak  ile temizlemek (fırçalamak ) “samdan” başka bütün hastalıklara şifadır. “ (Sam ölüm demektir)

YEŞİLLİK :  “ Bir kimse mal ve evladın çok olmasını isterse (sofrasında) yeşillik yemeye devam etsin.”

TUZ :  “ Ya Ali (R.A) taamına tuzla başla. Şüphesiz ki tuz yetmiş derde devadır.  Cinnet, cüzam, baras , karın ağrısı ve diş ağrılarına devadır.” (Bahsi geçen tuz, doğal tuzdur. Rafine edilmiş tuz değildir.)

BAKLA :    “Bir kimse bakla yerse, cenabı hak o kimseden yediği baklanın misli kadar hastalık çıkarır.”

KURU ÜZÜM :   “Kuru üzüm ne güzel taamdır, yemeye mülazamat ediniz. Safrayı izale edip balgamı giderir, ahlakı güzelleştirir. Ağız kokusunu güzel eder. “

KAVUN :   “Yemekten evvel kavun yenirse karnı yıkar , hastalıkları giderir.”

KARA HALİLE :    “Kara halile içmeye devam ediniz,  şüphesiz ki o cennet ağaçlarındandır.  Lezzeti acıdır, lakin her derde şifadır.”

RAZİYANE :   “Raziyane ve sinamakiye mülazemet ediniz.  Zira bunlar ölümden başka her derde şifadır.”

Kan Aldırmanın Faydaları Hakkındaki Hadis-i Şerifler;

“Tedavinin en iyisi burundan ilaç damlatmak, ağızdan ilaç vermek, kan aldırmak, müshil kullanmak ve sülük yapıştırmaktır” buyurmuşlardır.

“ Resulü Ekrem baş ağrısından ötürü ihramda olduğu halde kan aldırdı.”
“ Baş ağrısından şikayet edene kan aldır. Ayak hastalıklarından şikayet edene kına koy” buyurmuşlardır .

“Resulü Ekrem Miraca uruc ettiği gece, hangi melek topluluğa uğradı ise onlar Resulü Ekrem‘ e : Ümmetine hacamat ( kan aldırmaları) için emir buyurmuşlardır.”

“ Hacamat eden ne güzel kuldur.  O kanın fazlasını giderir, sertliği hafifletir ve gözü cilalandırır”

Peygamber Efendimiz’ in yukarıda zikredilen hadisi şeriflerinde hacamat ettirmenin lüzumunu anlatmasından muradı kan çıkarmayı ihtar ve tembih içindir. Kan çıkarmak ise yalnız şişeye çekmeye münhasır olmayıp sülük yapıştırmak ile de yapılır.

Back to Top